close
mirrors-edge-catalyst–inceleme
Uzun bir oynanış süresinden sonra bile halen karar vermekten çok uzağım. Evet, kafamdaki puan netleşti ve evet, yeni Mirror’s Edge cevaplanmış sorulardan çok sorunlarla bizi baş başa bırakıyor ama…

İyi olmasını çok istemiştim. Bunu gerçekten çok istedim sevgili okur. Oynamaya kendimi zorladığım anlarda bile, “Sabret, birazdan oyun açılacak ve mis gibi olacak.” diye kendimi gaza getirdim. Olmayınca olmuyor derler ya, işte öyle bir kısır döngünün içinde buldum kendimi. Kendi halinde farklı bir tat olan Mirror’s Edge: Catalyst’in nasıl bu kadar ruhsuz, etkileyici olmaktan uzak olduğuna üzüldüm. Canım sıkıldı.

Kütüphanemde oyunların bulunduğu alana gittim. İlk oyunu buldum çıkarttım oradan ve kapağına şöyle bir göz gezdirdim. Faith’in yeni oyunda ne kadar değişmiş olduğunu gördüm. Daha doğrusu hepimiz biliyorduk ama bu şekilde tanık olmak biraz rahatsız ediciydi. Sonra oyunu popüler eden şarkının CD’sine baktım. Yeni şarkı aklıma geldi, tüylerim diken diken oldu, bir kez daha rahatsız oldum.

Her ne kadar oyun dünyasında hep yenilikçi taraf olsam da “Bazı şeyleri değiştirmemek.” gerekir dedim kendi kendime. Minimalist bir projeyi, zamanında insanları etkilemiş bir şeyi insanların unutmak isteyeceği bir şekle sokmak kimin aklına geldiyse bir güzel lafımı yedi.

Mirror’s Edge: Catalyst iyi bir oyun değil. Tamam, abartılacak kadar, Rambo seviyesinde bir oyun değil ama olmamış arkadaşlar. Hiç olmamış. DICE’ın ilk oyunun üzerine koyduğu hiç bir şey oturmamış ve her noktasında falsolu bir yapım olmuş. Aslına bakarsanız oyunun ana mekaniğini oluşturan parkur dışında Mirror’s Edge: Catalyst’i neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Ne grafikleri öyle çok etkileyici (ilk oyunun aksine), ne ana karakteri bir şeye benziyor, ne de hikayesi sizi alıp götürebiliyor. Bir de işin içine “Bakın açık dünya yaptık!” deme uğruna tamamen yanlış anlaşılmış bir oyun mekaniği var.

Şimdilik bunları bir kenara bırakalım ve “daha” iyi bir hikayeyle karşımıza çıkma sözü veren Mirror’s Edge’in yenilenmiş(!) hikayesine göz atalım.

Faith isimli ablamız Glass City üzerinde veri alış verişlerinde kullanılan bir posta güvercinidir. Pardon kendisi bir koşucu oluyor. Koşucular özel insanlar. Fiziksel olarak esnek, çabuk yorulmayan ve parkur eğitimi olan kişiler bu arkadaşlar ve kargoları veri ağına bırakmak istemeyenler için önemli bir organizasyon. Şehri adeta ele geçirmiş olan Gabriel Kruger ve onun K-SEC kuruluşu şehrin dört bir yanını sardığı için kargolarının özel kalmasını isteyen insanlar koşuculardan medet umuyor. K-SEC elbette koşucuların farkında ama gizli çalıştıkları için Gabriel Kruger’ın görüş alanına girmiyorlar. Zaten girseler de kolay kolay yakalanamadıkları için bu durum pek sorun teşkil etmiyor.

Faith ise mimlenmiş bir karakter olarak oyuna başlıyor. Bir süredir özel bir hapishanede tutulan Faith’in salınmasıyla olaylar başlıyor. Dikkatsizliğinin bedelini hem kendi hem de organizasyonu fena halde ödemiştir. Faith “en iyi koşucu” unvanını kaybetmiş ve artık pek de güvenilmez bir karakter olmuştur. Yine de artık en iyi olarak anılmasa da Faith Connors önemli bir güçtür ve koşucuların lideri Noah, arkadaşlıklarının hatırına bir kez daha ona el uzatır. Yine de Noah, Faith’in geçmişinde yaşadığı şeylerden dolayı hata yapmasından korkmaktadır. Bu yüzden yeni gözde Icarus’u Faith’i izlemesi için görevlendirir.

Sayfa Seç123

sizlere teknokistan.com farkıyla sunulmuştur

Tags : merlin'in kazanımirror edge catalystmirror's edge catalyst indirmirror's edge catalyst sistem gereksinimlerimirror's edge catalyst steam